AnaSayfa / Hz. Muhammed / İntikam Kurbanları [55] – [Hz. Muhammed’in Hayatı]

İntikam Kurbanları [55] – [Hz. Muhammed’in Hayatı]

Yazının Tamamını Dinle:

Dört aydan fazla süre boyunca barışı bozan hiçbir olay meydana gelmedi. Fakat bu sürenin sonunda Beni Esed İbn Huzeyme’nin Medine’ye sefer düzenlediği haberi ulaştı. Müslüman olan Cahş ailesini ve daha önceden Mekke’de yaşayan Esed’lileri saymazsak bu geniş ve güçlü Necd kabilesi hâlâ Kureyşliler’in yakın bir müttefikiydi. Kureyşliler şimdi de onları, Uhud’da zayıf düşen Müslümanlar bu durumundan yararlanmaya teşvik ediyordu. Bu nedenle onlara ve tüm Arabistan’a Uhud’un müslümanları zayıflatmadığı bilakis güçlendirdiği gösterilmeliydi. Bu amaçla Peygamber (s.a.v) Beni Esed ibn Huzeyme’lilerin kampına habersiz olarak, kuzeni Ebu Seleme komutasında yüzelli silahlı adam gönderdi. Bu küçük ordu İbn Huzeyme’lilerin kampına sessizce yaklaştı ve çok az kan dökerek onların kaçmasını sağladı. Müslümanlar ise Medine’ye, onbir gün sonra, büyük bir de- ve sürüsü ve üç çoban ile birlikte döndüler. Bu saldırı amacını yerine getirmişti, yani İslam’ın yok edilemeyen gücü tüm Arabistan’a gösterilmişti.
O sıralarda daha güneyden bir saldırının yapılacağı haberi Medine’ye geldi. Fakat bu kez Peygamber (s.a.v) mucize göstererek İslam karşısındaki düşmanlığın, Hudayl kabilesinin Lihyani kolunun başkanından kaynaklandığını bildirmişti. Eğer bu adam ortadan kaldırılırsa o taraftan gelecek saldırı artık pek önemli olmazdı. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v), Hazreçli Abdullah İbn Uneys’i, bu lideri öldürmekle görevlendirdi. “Ey Allah’in Rasulü” dedi Abdullah, “bana o adamı tarif et ki, gördüğümde tanıyabileyim”. Peygamber (s.a.v): “Onu gördüğünde, o sana şeytanı hatırlatacak. Onun aradığın adam olduğunu şöyle anlayacaksın; onu gördüğünde titreyeceksin” dedi. Abdullah, Peygamber (s.a.v)’in söylediklerini aynen yaşadı ve onu öldürüp sağsalim geri döndü.

Medine’ye karşı planlanan saldırıların hepsi şimdilik rafa kaldırılmıştı. Fakat öldürülen başkanlarının öcünü almak için Hudayl kabilesinden bir grup adam, komşu köylere İslam’ı anlatmak için giden altı müslümana saldırdılar. Olay, Mekke’nin yakınında Raci’ denilen sulak bir yerde meydana geldi. Peygamber (s.a.v)’in adamlarından üçü dövüşerek şehit edildi, diğer üçü de esir alındı. Esir alınan üç keşiden biri kaçmak isteyince hemen öldürüldü. Çatışmada ölenlerden biri de Uhud’da Kureyş’in sancaktarlarından ikis ini öldüren Evs kabilesinden Asım idi. Öldürülen adamların annesi, Asım’ın kafatasından şarap içmeye yemin etmişti. Hudayl’lı adamlar da onun kafatasını bu kadına satmayı planlıyorlardı. Fakat bir arı kovanı yüzünden gece olana dek Asım’ın cesedine yaklaşamadılar. Gece olunca da bir fırtına Asım’ın cesedini sürükleyip götürmüştü. Bu nedenle Kureyşli anne hiçbir zaman yeminini yerine getiremedi. Esir alınan Evs’li Hubeyb ile Hazreç’li Zeyd, Bedir’deki ölülerinin öcünü almak için her fırsatı kollayan Kureyşliler’e satıldı. Hubeyb, Beni Nevfel’in müttefiklerinden birine satıldı ve Bedir’de öldürülen babasının öcünü alması için kabilenin bir üyesine verildi. Safvan da aynı amaçla Zeyd’i aldı ve iki adam Haram aylar geçinceye kadar hapiste kaldılar.

Safer ayının hilali görünür görünmez, Kureyşliler esirleri haram bölgeden çıkarıp Tan’im’e götürdüler. İki esir birbirlerini hapsedildiklerinden beri ilk defa görüyorlardı. Orada birbirlerine sabır tavsiye ettiler. Daha sonra Beni Nevfel ve beraberindekiler Hubeyb’i biraz ileriye götürdüler. Hubeyb kendisini kazığa bağlayacaklarını anlayınca onlardan namaz kılmak için izin istedi, daha sonra iki rek’at namaz kıldı. Onun öldürülmeden önce namaz kılma geleneğini kuran ilk kişi olduğu söylenir. Daha sonra onu kazığa bağladılar ve “İslam’dan dönersen seni serbest bırakacağız” dediler. O şu cevabı verdi: “İslam’dan döndüğümde yeryüzündeki her şeyi elde edeceğimi bilsem, yine de İslam’dan dönmem.” Kendin evinde olup, Muhammed (s.a.v)’in senin yerinde olmasını istemez miydin?” dediler. “Kendim evde oturmak için Muhammed (s.a.v)’in ayağına bir diken parçası bile batmasını istemem” diye cevap verdi. “Dön ey Hubeyb” dediler, “Çünkü dininden dönmezsen seni öldüreceğiz.” “Allah için ölmem hiç de önemli değil” dedi. Daha sonra şunları ekledi: “Benim yüzümü kutsal yerden çevirmenize gelince”, -yüzünü Mekke’den başka tarafa çevirmişlerdi- “Allah şöyle buyuruyor: “Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (kıblesi) orasıdır” (Bakara: 115).

“Allah’ım, burada benim selamımı senin Rasulüne götürecek kimse yok, o halde selamımı ona Sen ulaştır” dedi. O sırada Peygamber (s.a.v), Medine’de Zeyd ve diğer arkadaşlarıyla birlikte oturuyordu. Bir an Peygamber (s.a.v) vahiy aldığı zamanlarda girdiği hale girdi. Onun “Ve Aleyhisselam ve Rahmetullah (Allah’ın selamı ve Rahmeti onun üzerine olsun)” dediğini duydular. Peygamber (s.a.v) daha sonra “Cebrail bana Hubeyb’in selamını getirdi” dedi.

Kureyşliler’in yanında babaları Bedir’de öldürülen kırk genç vardı. Gençlerden her birine mızrak verip: “Bu, senin babanı öldürendir” dediler. Gençler Hubeyb’i mızrakladılar, fakat öldüremediler. Bunun üzerine büyüklerden biri elini çocuğun elinin üstüne koyup öldürücü bir darbe indirdi. Bir diğeri daha aynı şeyi yaptı. Fakat buna rağmen Hubeyb bir saat daha yaşadı ve sürekli şu iki cümleyi tekrarladı: “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun Rasulüdür.”

Esir edilen arkadaşı Zeyd de aynı şekilde öldürüldü. Öldürülmeden ön- ce O da iki rekat namaz kıldı ve sorulan sorulara aynı cevapları verdi. Zühre’nin müttefiklerinden olan ve o gün herkesle birlikte Tan’im’e giden? lbn Şerik şöyle demekten kendini alamadı: “Hiçbir baba evlâdını, Muhammed’in taraftarlarının Muhammed’i sevdiği kadar sevemez.”

Bedir Savaşı’nın başında Utbe ile teke tek karşılaşması sonucunda ölen Ubeyde geride kendisinden çok genç olan bir dul bırakmıştı. Bedevi kabilesi Amir’den Huzeyme’nin kızı olan Zeyneb çok cömert bir kadındı. İslam’dan önce de “fakirlerin annesi” diye anılırdı. Dul kaldıktan bir yıl sonra hâlâ evlenmemişti. Peygamber (s.a.v) ona evlenme teklif ettiğinde memnuniyetle kabul etti. Mescide bitişik odalara bir oda daha eklendi. Büyük bir ihtimalle bu yeni bağ nedeniyle Zeyneb’in kabilesinin yaşlı lideri Ebu Bera, Peygamber (s.a.v)’i ziyaret etti. İslam ona teklif edildiğinde yaşlı adam bu- na karşı olmadığını söyledi. Bununla birlikte tamamen kabul ettiğini de açıklamadı. Sadece kendi kabilesine islam’ı öğretecek müslümanların gelmesini istedi. Peygamber (s.a.v) ona diğer kabilelerin müslümanlara saldırabileceğini söyledi. Beni Amir, Havazin kabilesinin bir koluydu ve yerleşim bölgesi, müslümanlara saldırmaları muhtemel olan Süleym ve diğer Gatafan kabilelerine yakındı. Fakat Ebu Bera, Beni Amir’in şefi olarak kendisinin koruyacağı hiç kimseye saldırılamayacağına dair söz verdi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) hem bilgileri, hem de takvaları nedeniyle İslam’ı temsil eden kırk müslüman seçti. Onların başına da Hazreç’li Munzir lbn Amr’ı getirdi. Seçilenlerden biri de Peygamber (s.a.v) ve Ebu Bekir’le birlikte hicret eden Ebu Bekir’in azatlı kölesi Amir lbn Fuheyre idi.

Medine’de Ebu Bera’nın liderliğinin tartışmalı olduğu bilinmiyordu. Onun yerine geçmek isteyen yeğeni, Peygamber’den bir mektup götüren, bu nedenle herkesten önce oraya varan bir müslümanı öldürdü. Kabilenin diğer adamlarını da geri kalan müslümanları öldürmeleri için teşvik etti. Fakat tüm kabile Ebu Bera’nın koruması altında olan kimseyi öldüremeyeceklerini söyleyince sinirlenen yeğen, kısa bir süre önce Medine’ye kötülük yapmayı düşünen iki Süleym kabilesine haber verdi. Süleym kabilesi hemen bir grup atlı gönderdi ve Ma’una kuyusu yakınında hiçbir şeyden habersiz konaklayan müslümanların hepsini şehit ettiler. Sadece develeri otlatmaya giden iki kişi sağ kaldı. Bu iki kişiden biri Uhud’da büyük bir cesaretle savaşan Haris İbn es-Simme idi. Diğeri ise Kinane kabilesinin Demre kolundan Amr idi. Uzaktan kamplarının çevresini saran atlıları görünce çok şaşırdılar. Yaklaştıklarında ise kampın bir savaş alanına döndüğünü ve arkadaşlarının hepsinin öldürüldüğünü gördüler. Süleym’li adamlar ölülerin başında derin bir tartışmaya dalmışlardı. Bu yüzden yeni gelenleri fark etmediler. Amr gidip Medine’ye haber verme taraftarıydı. Haris ise şöyle dedi: “Munzir’in öldürüldüğü yerde ben savaş alanına arkamı dönüp gidemem.” Daha sonra kendini düşmanların arasına attı ve Amr’la birlikte esir alınıncaya kadar çarpıştı ve iki düşman öldürdü. Düşmanların ikisini de öldürmek istememeleri garipti. Çünkü Haris iki adamlarını öldürmüştü. Haris’e kendisine ne yapılmasını istediğini sordular. O da Munzir’in cesedi başına gidip eline silahlar verilmesini ve orada savaşmak istediğini söyledi. Onun isteğini yerine getirdiler. Haris kendisi öldürülmeden önce iki adam daha öldürdü. Amr’ı ise serbest bıraktılar ve kendilerine ölü arkadaşlarının isimlerini saymasını istediler. Amr, onlarla birlikte her cesedin başına gitti ve soyuyla birlikte hepsinin ismini söyledi. Ona burada olması gereken fakat cesedi burada olmayan bir arkadaşının olup olmadığını sordular. “Amir İbn Fuheyre adındaki Ebu Bekir’in azatlısını göremiyorum” dedi. Ona “Bu adamın sizin aranızdaki konumu nasıldı?” diye sordular. “O, en iyilerimizden biriydi” dedi. Amr, “Peygamber’e ilk tabi olanlar arasındaydı.” Soruyu soran: “Sana, ona ne olduğunu söyleyeyim mi?” dedi. Daha sonra Amir’i öl- düren Cebbarı çağırdılar. Cebbar, mızrağını nasıl arkasından gelip Amir’in iki kürek kemiği arasına sapladığını anlattı. Mızrağın ucu Amir’in göğsünden çıkmıştı. Amir’in ölmeden önce son sözü: “Vallahi, zafere ulaştım” olmuştu. Cebbar: “Bu ne anlama gelebilir?” diye şaşırmıştı, çünkü aynı sözü kendisinin söylemeye daha çok hakkı vardı. Daha sonra Cebbar şaşkınlıkla mızrağı Amir’in sırtından çıkarmıştı. Fakat şaşkınlığı, görünmeyen ellerin Amir’in cesedini gözden kaybolana dek yukarı kaldırdıklarını görünce daha da artmıştı. Cebbar’a “zafer”in Cennet olduğu anlatılınca müslüman oldu. Peygamber (s.a.v) bu olayı duyunca, meleklerin Amir’i Cennet’in en yüksek derecelerinden biri olan “llliyyun”a (Mutaffifîn: 18-19) götürdüklerini söyledi.

Süleym’liler kabilelerine döndüler ve bu olayı tekrar tekrar herkese anlattılar. Bu, onların İslam’a dönmelerinin başlangıcıydı. Serbest bıraktıkları Amr’a bu katliama Beni Amir’in sebep olduğunu söylediler. Bunun üzerine Amr, Medine’ye dönerken Beni Amirden rastladığı iki kişiyi öldürülen arkadaşlarına karşılık öldürdü. Fakat gerçekte iki adam da masumdu. Çünkü onlar Ebu Bera’ya bağlıydılar ve onun müslümanları korumasına taraftardılar. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) öldürülenlerin ailelerine kan diyeti verilmesine karar verdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.