AnaSayfa / Allah C.c / El Vacid Anlamı Zikir Sayısı

El Vacid Anlamı Zikir Sayısı

Vâcid | el-Vâcid

  • Anlamı
  • Dua ve Zikir
  • Faziletleri
Vacid isminin lügat anlamı:

Vücd ve cide mastarlarından türemiş olan el-Vacid ismi; bilmek, bulmak, istediğini elde etmek, çok sevmek, üzülmek, öfkelenmek, zengin ve malik olmak anlamlarına gelmektedir. Vacid ismi Kur’an’da Rabbimiz için kullanılmamıştır. Meşhur Esma-i Hüsna hadisinde zikredilmektedir.

EL-VÂCİD: istediğini bulan; fakirlik ve zarurete düşme­yen daima zengin olan. Kadri ve şanı yüce, kerem ve cö­mertliği sonsuz olan…

Bir ayette kulun, kendine yazık edip de bunaldığı za­man Allah’a yönelirse, onu ne kadar merhametli ve ne kadar cömert, tevbeyi kabul eden müşfik bir Rab olarak bulacağı anlatılıyor:

“Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edil­mek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmet­tikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara ba­ğışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.”(Nisa, 4:64)

Vacid isminin ıstılah anlamı:

Vacid; zengin olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayandır.

Vacid; kullarının taleplerini yerine getirmekte hiçbir zaman aciz kalmayandır.

Vacid; istediğini istediği an huzurunda bulandır.

Vacid; kendisinden kaçış ve kurtuluşun mümkün olmadığı yegane zattır.

Vacid, kullarının bütün yaptıklarını görendir.

Vacid; kullarını rızıklandırmaya, hidayet etmeye ve cezalandırmaya gücü yetendir.

EL-VACİD isminin zikri (14) adettir.

Zikir saati Zühre; günü Cuma’dır. Büyük Ebcetle hesap edilip (14×14=196) defa okunması daha uygun görülmüştür.

Cuma sabah erken, gün doğarken ve ikindi sonrası ve akşamdan sonraki ikinci saat ile gece yarsı okunabilir.

El Vacid Esmasıyla Yapılacak Dualar;

Ey gaybın Âlimi!
Ey hiçbir şey kendisinden gizli olmayan Rabb’im!
Ey hiçbir şeye ihtiyacı Olmayan!
Ey her şeyin Zâtına Muhtaç olduğu Rabb’im!
Ey her şeyi İşiten;
Ey her şeyi Gören;
Ey her şeyi Bilen;
Ey İstediğini İstediği yerde bulan!
Ey doğru yola İleten!
Ey Vacid!
Ey kalbimin Sahibi Allah!
******

Allah’ım!
Hiçbir şey gizli değildir Senden!
Sen her şeyi Bilen;
Sen her şeyi Gören;
Sen her şeyi Duyansın!
Her şeyi Gören Basir Adının hakkı için,
Bana edep ver!
Her şeyi İşiten Semi Adının hakkı için;
Bana edep ver!
Her şeyi bilen Âlim Adının hakkı için;
Bana edep ver!
Kendisinden hiçbir şey gizli olmayan Vacid Adının hakkı için,
Bana edep ver Rabb’im!
Bana kalp temizliği;
Bana iman kuvveti ver!
Rabb’im!
Sırlara riayet;
Ve ahde vefa nasip eyle bana!
Bana Varlığının hakikatini aç Rabb’im!
*****

“Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’

Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (and olsun).

Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.

Ve onu (isyanla, günahla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi 7-10. Âyet Meali)
*******

Ey gaybın Âlimi!

Ey Vacid!

Sen ki gaybın Âlimi’sin Rabb’im!

Sen ki Vacid’sin!

Hiçbir şey gizli değildir Senden.

Nefsimi arındırmamı nasip eyle bana!

Beni yıkıma uğrayanlardan eyleme Vacid Adınla Rabb’im!

Zahirde ve batında edebe sarılmamı nasip eyle!
*******

“Bir de onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.

Şahidliklerinde dosdoğru davrananlardır.

Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.

İşte onlar, Cennetler içinde ağırlananlardır.” (Mearic Suresi 32 35. Âyet Meali)

*******

Sen ki Vacid’sin;

Kendisinden hiçbir şey gizli Olmayansın Sen Rabb’im!

Rabb’im!

Sağlam bir edep ver bana!

Edebimin kemalini korumamı nasip eyle!

Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) edebiyle edeplenmemi nasip eyle!

Rükûumda edep nasip eyle bana Rabb’im!

Secdemde edep nasip eyle!

Namazını muhafaza edenlerden eyle beni!

Beni Cennet içinde ağırlananlardan eyle!

Vacid Adınla hiçbir şey gizli değildir Senden!

Rabb’im!

Kalbimi de bilen yalnız Sensin!

Nefsimi un ufak olana kadar terbiye etmemi nasip eyle!

*****

İbni Ömer (r.a) anlatıyor:
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
“Sizden önce yaşayanlardan üç kişi yola çıktılar. (Akşam Olunca)geceleme ihtiyacı onları bir mağaraya sığındırdı ve içine girdiler. Dağdan (kayan) bir taş yuvarlanıp, mağaranın ağzını üzerlerine kapadı. Aralarında: “Sizi bu kayadan, salih amellerinizi şefaatçi kılarak Allah’a yapacağımız dualar kurtarabilir!” dediler.

Bunun üzerine birincisi şöyle dedi:

“Benim yaşlı, ihtiyar iki ebeveynim vardı. Ben onları çok kollar, akşam olunca onlardan önce ne ailemden ne de hayvanlarımdan hiçbirine yedirip içirmezdim. Bir gün ağaç arama işi beni uzaklara attı. Eve döndüğümde ikisi de uyumuştu Onlar için sütlerini sağdım. Hala uyumakta idiler. Onlardan önce aileme ve hayvanlarıma yiyecek vermeyi uygun bulmadım, onları uyandırmaya da kıyamadım. Geciktiğim için çocuklar ayaklarımın arasında kıvranıyorlardı. Ben ise süt kapları elimde, onların uyanmalarını bekliyordum. Derken şafak söktü: “Ey Allah’ım! Bunu Senin rızan için yaptığımı biliyorsan, bizim yolumuzu kapayan şu taştan kurtar!”
Taş bir miktar açıldı. Ama çıkacakları kadar değildi.

İkinci şahıs şöyle dedi:

Ey Allah’ım! Benim bir amcakızım vardı. Onu herkesten çok seviyordum. Ondan kam almak istedim. Ama bana yüz vermedi. Fakat gün geldi kıtlığa uğradı, bana başvurmak zorunda kaldı. Ona, kendisini bana teslim etmesi mukabilinde yüz yirmi dinar verdim; kabul etti. Arzuma nail olacağım sırada:
“Allah’ın mührünü gayr-ı meşru olarak bozman sana haramdır!” dedi. Ben de ona elimi sürmekten kaçındım ve insanlar arasında en çok sevdiğim kimse olduğu halde onu bıraktım, verdiğim altınları da terk ettim. Ey Allah’ım, eğer bunları Senin rızayı şerifin için yapmışsam, bizi bu sıkıntıdan kurtar. “Kaya biraz daha açıldı. Ancak onlar çıkabilecek kadar açılmadı.

Üçüncü şahıs dedi ki:

“Ey Allah’ım! ben işçiler çalıştırıyorum. Ücretlerini de derhal veriyordum. Ancak bir tanesi [bir farak pirinçten ibaret olan] ücretini almadan gitti. Ben de onun parasını onun adına işletip kar ettirdim. Öyle ki çok malı oldu. Derken (yıllar sonra) çıkageldi ve:
“Ey Abdullah, bana olan borcunu öde!” dedi. Ben de:
“Bütün şu gördüğün sığır, davar, deve, köleler senindir. Git bunları al götür!” dedim. Adam:
“Ey Abdullah, benimle alay etme!” dedi. Ben tekrar:
“Ben kesinlikle alay etmiyorum. Git hepsini al götür!” diye tekrar ettim. Adam hepsini aldı götürdü. “Ey Allah’ım, eğer bunu Senin rızan için yaptıysam, bize şu halden kurtuluş nasip et! Dedi. Kaya açıldı, çıkıp yollarına devam ettiler.”

******
Sen ki Vacid’sin!

Hiçbir şeye ihtiyacı Olmayan Zengin Sensin!

Bütün zenginliklerin anahtarı Senin Elindedir!

Malla mülkle ölçülemeyecek bir ilim bahşet bana!

Malla mülkle ölçülemeyecek bir hâl nasip eyle bana Rabb’im!

Bahşettiğin her ne varsa;

Hakkın için;

Rızan için;

Onları paylaşmamı nasip eyle!

İsimlerini, Sıfatlarını hakkıyla bilip müşahede edebilmemi nasip eyle!

Dinine ve Şeriatına bağlılığımı artır benim!

İlimle rızıklanıp amelden mahrum etme beni Rabb’im!

Amelle rızıklanıp ihlâstan mahrum etme!

Rabb’im!

İhlâsla rızıklanıp edepten mahrum etme beni!

Cahillerin zihin süprüntülerini bana bulaştırma Rabb’im!
Her şeyi rızana layık ve edeple yapmamı nasip eyle!
Sahibini;
Mağaranın üzerine kapanan kayadan kurtaran bir edep nasip eyle bana!
Sahiplerini mağaradan kurtaran Salih amellerin sahibi olmamı nasip eyle!
Ve kimsenin kimseye fayda vermediği O Gün’de;
Beni ve bütün müminleri,
“Cennetler içinde ağırlananlardan” eyle!


Âmin! Âmin! Âmin!
V’el hamdülillahi Rabbi’l âlemin!

****************

Bu azametli adın içinde de yine Allah’ın adının harflerinden biri vardır. Bu adın harflerinden yaratılan hizmet meleğinin adı Hz. Hatyail’dir.. Buyruğu altında 4 komutanı ve onların her birinin emrinde de ayrıca (14) er melekten meydana gelen (14) melaike safına başkanlık etmektedirler.

Bu adı çok anıp, gerekli duayı da okuyan kimse için, bu melek inerek, onun dileği her ne ise yerine getirir.

Duanın okunuşu:

“Yâ Vâcid! Ente-llezi evcedte nûrü muhabbetike fi kulûbil esfiyâi ve evda’te sirru muhabbetike fi serairi esrâri esrâril en-biyâi, ve ente-llezi azharte zıyâe cemâlike fi mir’ati ehlil muhabbeti vel visâli bi mekânil behâi ve makami-ssenâi, en terzu-kani vicdâne rûhu nefsike fil evveli vel âhari, vel incizabü ileyke fil bâtını ve-zzâhiri, velâ tehuceni li ahadin min halkıke inneke ente Allahül kaviyyül kâdirü…”

1. Yemek yerken her lokmada zikreden kimse, sağlam bir tevhit inancına, kuvvetli ve nurlu bir kalbe sahip olur.

2. Bu Esmayı inanç ve teslimiyetle her gün (196) defa zikreden kimse, kendisinden gitmesini istemediği hiçbir şeyini kaybetmez. Kaybolmuş herhangi bir eşyasını da kısa zamanda bulabilir.

3. Her namazdan sonra (14) kere zikretmeye devam eden kimsede birçok faydasını görür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.