AnaSayfa / Hz. Muhammed / Ebu Cehil ve Hamza [20] – [Hz. Muhammed’in Hayatı]

Ebu Cehil ve Hamza [20] – [Hz. Muhammed’in Hayatı]

Yazının Tamamını Dinle:

Mekke’de Mü’minlerin sayısındaki artış, beraberinde kâfirlerin düşmanlığındaki artışı da getirdi. Bir gün Kureyş uluları Hicr’de toplanmış, Peygamber’e karşı birbirle­rinin kızgınlıklarını alevlendiriyordu.’ Tam o sırada Pey­gamber (s.a.v.) Mescid’e girdi. Kâ’be’nin doğu köşesine giderek, Hacerü’l-Esved’i öptü ve tavafa başladı. O Hicr’in yanından geçerken, Hicr’dekiler onun aleyhine söyledikleri şeyleri daha yüksek sesle söylüyorlardı. Peygamber’in on­ları işittiği yüzünden belli oluyordu. Hicr’in yanından ikin­ci kez geçti, onlar tekrar hakaret ettiler. Fakat üçüncü kez geçişinde onların önünde durdu ve: «Ey Kureyş, beni işi­tiyor musunuz? Nefsim elinde olana yemin ederim ki size katliam gelecek» Bu sözler ve onların söyleniş şekli onları sanki büyülemişti. İçlerinden hiçbiri ne hakaret edebildi, ne de konuşabildi. Sonunda içlerinde en sinirli ve sert ya­pılı olanı, büyük bir nezaket içinde: «Ey Ebul-Kasım, yolu­na git, çünkü Tanrı’ya andolsun sen cahil bir aptal değil­sin» diyerek sessizliği bozdu. Fakat herkesin sessiz kaldığı bu süre uzun sürmedi. Çünkü orada bulunanlar bu denli korktukları için kendilerini suçlamaya başladılar ve şim­diki zayıflıklarını gelecekte tamir edeceklerine yemin etti­ler.

İslam’ın en kötü düşmanlarından biri, ailesi ve arkadaşları arasında Ebul-Hakem diye anılan Mü’minlerinse adını Ebu Cehil (cehaletin babası) koydukları Mahzum ka­bilesinden Amr idi. Muğire’nin torunu, o zaman Mahzumilerin başında bulunan yaşlı Velid’in de yeğeni oluyordu Cehil amcasından sonra onun yerini, alacağından temindi. Kendisi için şimdiden Mekke’de belirli bir konum sağlamıştı. Bu konum hem zenginlimi, hem konukseverlik hem de kendisine karşı çıkanlardan öç alma konusunda gösterdiği sertlik ve acelecilikten kaynaklanıyordu. O ge­çen hac döneminde hacıları Peygamber (s.a.v.)’e karşı uyarmak için çalışanların en usanmazı ve Peygamber (s.a.v.)’i büyücü diye adlandıranların en bağırganı idi. Kendi klanındaki çaresiz Mü’minlere karşı acımasızlıkta ve diğer klanları da aynı şeyi yapmaya teşvik etmekte çok etkindi. Fakat bir gün, kendisine rağmen, yeni dine büyük bir hiz­mette bulundu.

Peygamber (s.a.v.), Mescid’in dışında Safa kapısı ya­kınında oturuyordu. Hacılar kapıya yakın olan Safa tepe­sinden başlayan ve 450 yarda kuzeydeki Merve tepesinde biten yedi kez gidip gelme farzına bu kapıdan başladıkla­rı için kapıya Safa kapısı adı verilmiştir. Safa’nın etekle­rindeki bir kaya parçası bu ibadetin başlangıç yerini işa­ret eder. Ebu Cebir yanından geçtiğinde Peygamber (s.a.v.) bu kutsal yerde tek başına oturuyordu. Mahzumlunun bir önceki seferde korkmadığını göstermek için bir fırsat çıkmıştı; Peygamber’in önünde durarak ağzına gelen tüm küfürleri ona karşı söyledi. Peygamber sadece ona baktı, fakat hiçbir şey söylemedi. Sonunda yapabileceği tüm ha­karetleri bitirdikten sonra Ebu Cehil, Hicr’de toplanmış olan diğer Kureyşlilere katılmak üzere Mescid’e girdi. Pey­gamber üzüntüyle ayağa kalktı ve evine döndü.

O gittikten hemen sonra, yayı boynunda asılı bir hal­de avdan dönen Hamza karşıdan gözüktü. Avdan döndük­ten sonra, ailesinin yanma gitmeden önce Kâ’be’yi ziyaret etmek onun adetiydi. Onun yaklaştığını görünce, Safa ka­pısına yakın olan evinden bir kadın çıktı ve onu durdur­du. Bu kadın, şimdi hayatta olmayan ve yirmi yıl kadar önce Hıldu’l-Fudul’u kuranlardan biri olan Teym kabilesinin şefi Abdullah İbn Cu’dan’m azatlılarındandı. Cud’an ailesi, Ebu Bekir’in kuzenleri oluyordu, Peygamber (s.a.v.)’e ve dinine bağlı olan bu kadın Ebu Cehil’in hakaretlerini duymuş ve çok sinirlenmişti. Hz. Hamza’ya: -Ebu Umare, dedi, Hişam’ın oğlu Ebu’l-Hakem’in kardeşinin oğlu Muhammed’e nasıl davrandığım bir görseydin, O burada oturur­ken geldi ve- ona hakaret etti, onunla alay etti. Daha son­ra çekip gitti -Nereye gittiğini belirtmek için Ka’be’ye doğ­ru işaret etti- -Muhammed ise bir tek kelime bile söyleme­di». Hamza, yumuşak huylu ve anlaşılması kolay bir insan­dı. Bununla birlikte O, Kureyş’in en cesuru İdi, kızdırıldığında ise en baş eğmez ve en sert adamı olurdu. Şu anda onun güçlü yapısı kızgınlıktan sarsılıyordu. Onun bu kız­gınlığı ruhundan bazı şeyleri kaldırdı, özgürlüğe kavuştur­du, ruhunda daha önce var olan bazı şeylerin tamamlan­masını sağladı. Kâ’be’ye giren Hamza doğruca Ebu Cehil’ in yanına gitti, yanında ayakta durarak elindeki yayı tüm gücüyle arkasına indirdi. «Ona hakaret edecek misin?- de­di, «Ben de onun dinindenim, onun iddia ettiklerinin hep­sini onaylıyorum. Eğer karşı çıkmaya gücün varsa bana karşı çık.» Ebu Cehil korkak değildi, fakat bu kez mesele­nin kapanmasının daha İyi olacağını düşünüyordu. Bu yüz. den ona yardım etmek için yerlerinden kalkan Mahzumile­re oturmalarını işaret etti ve şöyle dedi: «Bırakın, Ebu Umare istediğini yapsın, çünkü Tanrıya andolsun onun kardeşinin oğluna çirkince küfür ettim.»

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.