AnaSayfa / Kur'an-ı Kerim / Dinimizde 40 Ayette Namaz

Dinimizde 40 Ayette Namaz

1

اُتْلُ مَٓا اُو۫حِىَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ

وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ الّٰلِ اَكْبَُۜ وَالّٰلُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

“Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir.”
(Ankebût Sûresi, 29/45)    


2

رِجَالٌۙ لَ تُلْهٖيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَ بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ الّٰلِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَٖايتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ

يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فٖيهِ الْقُلُوبُ وَالَْبْصَارُۙ 

“Ticaretin de satımın da kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsılacağı bir günden korkan kişiler.”
(Nûr Sûresi, 24/37)       


3

قُلْ لِعِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مَِّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَنِيَةً مِنْ قَبْ لِ

اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَ بَيْعٌ فٖيهِ وَلَ خِلَلٌ 

“İman eden kullarıma söyle: Alım satımın bulunmadığı, dostluğun fayda vermediği o gün gelmeden önce namazlarını dosdoğru kılsınlar, onlara verdiğimiz rızıklardan Allah rızâsı için gizli ve açık harcasınlar.”
(İbrâhim Sûresi, 14/31)     


4

وَالَّذٖينَ يُمَسِّكُونَ بِالْكِتَابِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ اِنَّا لَ نُضٖيعُ اَجْرَ الْمُصْلِحٖينَ 

“Kitaba sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte böyle iyiliğe çalışanların ecrini biz asla zayi etmeyiz.”
(A’râf Sûresi, 7/170)


5

اَلَّذٖينَ اِذَا ذُكِرَ الّٰلُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرٖينَ عَلٰ مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُقٖيمِى الصَّلٰوةِۙ

وَمَِّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ 

“Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri titrer, başlarına gelen musibetlere sabrederler, namazlarını özenle kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.”
(Hac Sûresi, 22/35)


6

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ ﴿﴾ اَلَّذٖينَ هُمْ فٖى صَلَتِهِمْ خَاشِعُونَۙ 

“Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir; Ki onlar, namazlarında derin bir saygı hali yaşarlar.”
(Mü’minûn Sûresi, 23/1-2)


7

اَلَّذٖينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِى الَْرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا

عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَلِِّٰ عَاقِبَةُ الُْمُورِ

“Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerine bir yerde egemenlik versek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoymaya çalışırlar. İşlerin sonu Allah’a varır.”
(Hac Sûresi, 22/41)


8

قُلْ اِنَّ صَلَتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتٖى لِِّٰ رَبِّ الْعَالَمٖينَۙ 

“De ki: Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir.”
(En’âm Sûresi, 6/162)


9

يَا بُنََّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِْ عَلٰ مَٓا اَصَابَ كۜ

اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الُْمُورِۚ 

“Yavrucuğum, namazını özenle kıl, iyi olanı emret, kötü olana karşı koy, başına gelene sabret. İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir.”
(Lokmân Sûresi, 31/17)


10

وَالَّذٖينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ

وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۚ 

“Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür. Kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar.”
(Şûrâ Sûresi, 42/38)


11

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِىَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ الّٰلِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ

ذٰلِكُمْ خَيٌْ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿﴾ فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِى الَْرْضِ

وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ الّٰلِ وَاذْكُرُوا الّٰلَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿﴾

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. “Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.”
(Cum’a Sûresi, 62/9-10)


12

اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْ رِكَانَ مَشْهُودًا 

“Gündüzün güneşin gün ortasını aşmasından gecenin karanlığına kadar namazı kıl; bir de sabah namazını; çünkü sabah namazı şahitlidir.”
(İsrâ Sûresi, 17/78)


13

وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ طَرَفَىِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ الَّيْلِۜ اِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبَْ السَّيَِّا تۜذٰلِكَ ذِكْرٰى لِلذَّاكِرٖينَۚ 

“Gündüzün iki tarafında, gecenin de gündüze yakın saatlerinde namaz kılın. Şüphesiz ki, iyilikler kötülükleri yok eder. İşte bu, öğüt almak isteyenler için bir hatırlatmadır.”
(Hûd Sûresi, 11/114)


14
وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهٖ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَْمُودًا 


“Gecenin bir vaktinde kalkıp kendine mahsus nâfile bir ibadet olarak da namaz kıl ki,
rabbin seni övülmüş bir makama yükseltsin.”
(İsrâ Sûresi, 17/79)


15
حَافِظُوا عَلَ الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِِّٰ قَانِٖتينَ 

“Namazları ve orta namazı aksatmadan kılın, huşû içinde Allah’ın huzurunda durun.”
(Bakara Sûresi, 2/238)


16
اِنَّٖنٓ اَنَا الّٰلُ لَٓ اِلٰهَ اِلَّٓ اَنَا۬ فَاعْبُدْنٖىۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْرٖى 

“Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.”
(Tâ Hâ Sûresi, 20/14)


17
(﴿فخََلفََ مِنْ بعَْدِهِمْ خَلْفٌ اضََاعُوا الصَّلٰوة واَتَّبعَُوا الشَّهوَاَتِ فسََوْفَ يلَْقَوْنَ غَياًّ 
(﴿اِلَّ مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَ يُظْلَمُونَ شَيًْاۙ 
(﴿ جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّٖت وَعَدَ الرَّحْٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا 


“Sonra bunların ardından artık namazı kılmayan ve nefsânî arzulara uyan bir nesil geldi. Bunlar elbette azgınlıklarının cezasını bulacaklardır. Ancak tövbe eden, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler böyle değildir. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete; çok esirgeyici olan Allah’ın, kullarına vaad ettiği, onların idraklerini aşan adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz O’nun vaadi yerine gelecektir.”
(Meryem Sûresi, 19/59-61)


18
رَبَّنَٓا اِنّٖٓى اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّٖت بِوَادٍ غَيِْ ذٖى زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ
رَبَّنَا لِيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفِْدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖٓى اِلَيْهِمْ
وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ 

“Ey rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını, senin kutsal evinin (Kâbe) yanında tarıma elverişli olmayan bir vadiye yerleştirdim. Bunu yaptım ki rabbim, namazı kılsınlar! İnsanların gönüllerini onlara meylettir ve çeşitli ürünlerden onlara rızık ver ki şükretsinler!”
(İbrâhim Sûresi, 14/37)


19
وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذٖى بَيَْ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَالَّذٖينَ
يُؤْمِنُونَ بِالْٰخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهٖ وَهُمْ عَلٰ صَلَتِهِمْ يُحَافِظُونَ 


“Bu (Kur’an), Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler.”
(En’âm Sûresi, 6/92)


20
لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِى الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِ لَ
مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُقٖيمٖينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِالّٰلِ وَالْيَوْمِ الْٰخِرِ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْتٖيهِمْ اَجْرًا عَظٖيمًا۟ 


“Onlar arasından ilimde derinleşmiş olanlarla müminler -ki bunlar sana indirilene ve senden önce indirilmiş olana iman ederler- namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve âhiret gününe inananlar başkadır. İşte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.”
(Nisa Sûresi, 4/162)


21
اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ الّٰلُ وَرَسُولُهُ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا الَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوة وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ 


“Sizin velîniz ancak Allah’tır, peygamberidir, bir de Allah’ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir.”
(Mâide Sûresi, 5/55)


22
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُو ف
وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُطٖيعُونَ الّٰلَ وَرَسُولَ هۜ
اُو۬لٰٓئِكَ سَيَْحَُهُمُ الّٰلُۜ اِنَّ الّٰلَ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ 


“Müminlerin erkekleri de kadınları da birbirlerinin velîleridir; iyiliği teşvik eder, kötülükten alıkoyarlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve resulüne itaat ederler. İşte onları Allah merhametiyle kuşatacaktır. Kuşkusuz Allah mutlak güç ve hikmet sahibidir.”
(Tevbe Sûresi, 9/71)


23
اَلَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ 


“(Onlar) gayba iman ederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden hayra harcarlar.”
(Bakara Sûresi, 2/3)


24
وَاَنْ اَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّقُوهُۜ وَهُوَ الَّذٖٓى اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ 


“ ‘Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun’ diye de (emrolundu). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah’tır.”
(En’âm Sûresi, 6/72)


25
وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لَِنْفُسِكُمْ مِنْ خَيٍْ تَجِدُوهُ عِنْدَ الّٰلِۜ اِنَّ الّٰلَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ 


“Namazı kılın, zekâtı verin. Önceden kendiniz için ne hayır yaparsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür.”
(Bakara Sûresi, 2/110)


26
وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبِْ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّ عَلَ الْخَاشِعٖينَۙ 


“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz bunlar, Allah’a huşû ile boyun eğenlerden başkasına ağır gelir.”
(Bakara Sûresi, 2/45)


27
وَاِذْ اَخَذْنَا مٖيثَاقَ بَٖنٓ اِسْرَٓائٖلَ لَ تَعْبُدُونَ اِلَّ الّٰلَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِى الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُ مْ
اِلَّ قَلٖيلً مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ 


“Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, ‘Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin’ diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz.”
(Bakara Sûresi, 2/83)


28
وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰهٖيمَ مُصَلًّۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى
اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتَِ لِلطَّٓائِفٖينَ وَالْعَاكِفٖينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ 


“O zaman biz Kâbe’yi insanların gidip gelip ziyaret edecekleri bir makam ve bir güvenlik yeri yaptık. Siz de İbrâhim’in makamından kendinize namaz kılacak bir yer edinin. İbrâhim ve İsmâil’e de, ‘Tavaf edecekler için, kendini ibadete verecekler, rükû ve secde edecekler için evimi temiz tutun.’ diye talimat verdik.”
(Bakara Sûresi, 2/125)


29
وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِْ عَلَيْهَاۜ لَ نَسَْلُكَ رِزْقًاۜ 

نَحْنُ نَرْزُقُكَۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى

 
“Aile fertlerine namazı emret, kendin de bunda kararlı ol. Senden rızık istemiyoruz; asıl biz seni rızıklandırıyoruz. Mutlu gelecek, günahlardan sakınanların olacaktır.”
(Tâ Hâ Sûresi, 20/132)


30
اِنَّ الذَّٖينَ اٰمنَوُا وَعَمِلُوا الصَّالحَِاتِ وَاقَاَمُوا الصَّلٰوة وَاٰتوَُا الزّكَٰوة لهَُمْ اجَْرُهُمْ عِنْدَ ربَهِِّمْ ولََ خَوْفٌ عَليَْهِمْ ولََ هُمْ يَحْزنَوُنَ 


“Şüphe yok ki iman edip dünya ve âhiret için yararlı şeyler yapanlar, namaz kılanlar ve zekât verenlerin rableri katında ecirleri vardır; onlara ne korku vardır ne de üzüleceklerdir.”
(Bakara Sûresi, 2/277)


31
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ ﴿﴾ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ ﴿﴾ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الَْبْتَُ 


“Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik. Şimdi sen rabbin için namaz kıl ve kurban kes! Asıl sonu gelmeyecek olan, sana karşı nefret duyandır.”
(Kevser Sûresi, 108/1-3)


32
وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَ يَعْقِلُونَ 


“Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların aklını kullanmaz bir topluluk olmalarındandır.”
(Mâide Sûresi, 5/58)


33
اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ يُخَادِعُونَ الّٰلَ وَهُوَ خَادِعُهُمْۚ وَاِذَا قَامُٓوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰ ىۙ
يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَ يَذْكُرُونَ الّٰلَ اِلَّ قَلٖيلًۘ 


“Münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki Allah onların oyunlarını kendi başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler.”
(Nisa Sûresi, 4/142)


34
وَمَا مَنَعَهُمْ اَنْ تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ اِلَّٓ اَنَّهُمْ كَفَرُوا بِالّٰلِ وَبِرَسُولِهٖ وَلَ يَأْتُونَ الصَّلٰوةَ
اِلَّ وَهُمْ كُسَالٰى وَلَ يُنْفِقُونَ اِلَّ وَهُمْ كَارِهُونَ 


“Yaptıkları harcamaların kabul edilmesine engel olan esas sebep de şudur: Onlar Allah’ı ve peygamberini tanımadılar; namaza da ancak üşene üşene gelirler ve harcamalarını gönülsüz olarak yaparlar.”
(Tevbe Sûresi, 9/54)


35
اِنَّمَا يُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ فِى الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ
وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ الّٰلِ وَعَنِ الصَّلٰوةِۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ 


“Şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?”
(Mâide Sûresi, 5/91)


36
كُلُّ نفَْسٍ بمَِا كسََبتَْ رهَٖينةَۙ ﴿﴾ اِلَّٓ اصَْحَابَ الْيمَٖينِ ﴿﴾ فٖى جَناَّتٍ يَتسََٓاءَلوُنَۙ ﴿﴾
عَنِ الْمُجْرِمٖينَۙ ﴿﴾ مَا سَلَكَكُمْ فٖى سَقَرَ ﴿﴾ قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّٖينَۙ 


“Her nefis, yaptıklarına karşılık tutulan bir rehindir; Ancak hakkın ve erdemin tarafında olanlar başka: Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: ‘Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?’ Onlar şöyle cevap verirler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik’.”
(Müddessir Sûresi, 74/38-43)


37
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ ﴿﴾ تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ ﴿﴾ كَلَّٓ اِذَا بَلَغَتِ التََّاقِىَۙ ﴿﴾
وَقٖيلَ مَ ۔ْ ن رَاقٍۙ ﴿﴾ وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ ﴿﴾ وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ ﴿﴾ اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ
الْمَسَا ق ﴿﴾ فَلَ صَدَّقَ وَلَ صَلّٰۙ 


“Bir kısım yüzler ise o gün insanın belini kıracak bir felâketi sezerek sararıp solacaktır. Hayır artık çok geç! Can boğaza gelip dayandığında; “Yok mu bir şifacı?” dendiğinde; (Hasta) bunun beklenen ayrılış olduğunu anladığında; Ve bacaklar birbirine dolaştığında; İşte o gün sevkedilen yer sadece rabbinin huzurudur. Vaktiyle o hakka inanmamış, namaz da kılmamıştı.”
(Kıyâme Sûresi, 75/31)


38
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّ لِيَعْبُدُوا الّٰلَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ حُنَفَٓاءَ وَيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دٖينُ الْقَيِّمَةِۜ 

“Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.”
(Beyyine Sûresi, 98/5)


39
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّٖينَۙ ﴿﴾ اَلَّذٖينَ هُمْ عَنْ صَلَتِهِمْ سَاهُونَۙ ﴿﴾ اَلَّذٖينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ﴿﴾
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ 


“Vay haline o namaz kılanların ki, Onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar. Hayra da engel olurlar.”
(Mâ’ûn Sûresi, 107/4-7)


40
رَبِّ اجْعَلْٖن مُقٖيمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّٖتۗ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ 


“Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; rabbimiz, duamı kabul et!”
(İbrâhim Sûresi, 14/40)


 

 

2 Yorumlar

  1. selamun aleykum Çok güzel Konularınız var Rabim devamını nasip etsin Hizmetlerinizin Kardeşim

    • Aleyküm Selam. Allah razı olsun din kardeşimiz, yeniliklerle karşınızda olacağız her zaman, takipte kalınız ( :

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.