AnaSayfa / Allah C.c / Allah Anlamı Zikir Sayısı

Allah Anlamı Zikir Sayısı

     Allah | el- İlah
  • Anlamı 
  • Dua ve Zikir
  • Fazileti 
ALLAH(c.c): Kendisinden başka ilâh olmayan, her şeyin gerçek sahibi, yaratıcısı ve kendisinden başka ibadete layık olmayan mahlukatın tek mabudu…

Lafza-i Celâl olarak da anılan Allah ismi Kur’an’da 2697 kez geçmektedir. Buna açık ve gizli zamirlerle kullanımı da ilave edersek bu rakam 6000 bulur. Gerçekte Kur’an’ın tamamı da Allah ismini bütün yönleriyle bize tanıtmaktadır. Kur’an’daki 114 süre yani yaklaşık 6 bin küsur ayetin hepsi Allah‘ın değişik özelliklerini, evrene ve insan hayatına müdahale etmesini anlatmaktadır. Allah ismini tam olarak tanımak ancak Kur’an’ın tamamını anlayarak okumakla mümkündür.

İnsanın, dünyanın, kainatın, görünen veya görünmeyen bütün varlıkların yaratıcısı… Bu yüzden “Allah” ismi şerifi, özel bir yere ve anlama sahiptir. Allah’ın zatına mahsus,  Allah’tan başka hiçbir kimseye ve hiçbir varlığa bu isim verilemez. Hiçbir dilde de eş anlamlısı yani adaşı yoktur. Bu isme İsm-i Cami’ de denir.

“Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir Ol O’na kulluk/ibadet et ve O’na İbadette sabırlı ol. O’na adaş olacak birini biliyor musun? (Meryem, 19:65)

ayetinde de vurgulandığı gibi, Onun adaşı yoktur.

Allah lafzının kökü ve aslı hakkında birçok Arap dilbilimci ve müsteşrik çalışma yapmış ve bir çok görüş beyan etmişlerdir. Bu görüşlerin önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:

1-Allah ismi herhangi bir kelimeden türememiştir, camid bir isimdir. Âlem yani zata delalet eden özel isimdir. Beyhâki, el-Halil ve Hattabî’nin bu görüşe sahip olduğunu söyler. Zeccâcî, Ebû Osman el-Mâzinî’nin de bunu savunduğunu söyler.

2-Allah ismi, “Kulluk ve ibadet etmek” anlamına gelen ( elehe – ye’lehu), veya “hayret ve şaşkınlık içinde kalmak, gönülden bağlanıp sığınmak” anlamlarına gelen ( elihe- ye’lehu ) ve ( velihe-yevlehu ) köklerinden ism-i meful manasında bir mastar olan “ilâh” kelimesinden türemiştir.

3-Allah ismi “gizlenmek, perdelenmek, beşeri kabiliyetlerin ihata sahasının dışında, duygu ve idrakin ötesinde olmak, yükselmek ve yüce olmak” 68 anlamlarına gelen ( lâhe – yelîhu ) kelimesinden türetilmiştir. Bu, Sibeveyh’in görüşüdür.

4-Allah isminin Arapça olmayıp muarreb bir kelime olduğunu söyleyenler de vardır. Bunlara göre Allah ismi, Süryanice “Lâhe”, Aramice “Alâha” ve İbranice tanrılar anlamına gelen “Elohim” kelimelerinden türemiştir

Günümüzde Allah‟ın varlığı konusunda tartışmaya girenler pek azdır ve bunlar tarih boyunca azınlık halinde kalmışlardır. Ancak Allah hakkında esas sapma, hayatla ilgili konularda Allah‟ın emirlerinin yerine başkalarının emirlerine teslim olmada ortaya çıkmaktadır.

O’nun “Allah” olması, tapılmaya ve kulluk edilmeye layık olması kendiliğindendir. İnsanlar, ister Allah’ı mabut tanısınlar, isterse tanımasınlar, O bizatihi mabuttur. O’na her şey ibadet ve kulluk borçludur.

Allah (c.c), Ezelidir; yani varlığının başlangıcı yoktur. Çünkü yaratılmamıştır. Hiçbir şey yok iken O vardı. Varlığına bir başlangıç koymak mümkün değildir. Çünkü varlığın sahibi ve yaratıcısı, başlatıcısı O’dur.

Allah (c.c), Ebedidir; yani varlığının başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur.

Allah (c.c)  kimseye ve hiçbir bağlı olmadığı gibi, hiçbir şeye de muhtaç değildir. Onun İlmi, iradesi ve kudreti de sonsuzdur. Her şeyi ve herkesin yaptıklarını, yapmadıklarını, her halini görür ve bilir.

Kuran-Kerim’de her şeyin “Allah (c.c) tespih ettiğini” bildiren ayetler var. Bunlardan birinde şöyle denilmektedir:

“Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O’nu tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu överek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halîm’dir, Gafûr’dur.”(İsra, 17:44)

“Görmedin mi, göklerdeki ve yerdeki şuurlular da bölük bölük olmuş kuşlar da Allah’ı tespih etmektedir. Her biri kendine özgü duasını, kendine özgü tespihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilmektedir.”(Nur, 24:41)

Yerde ve gökte bulunan, canlı veya cansız bütün varlıklar Allah’ı zikretmektedir. İnsan sabah, akşam onu anmalı, sürekli hatırlayıp teşbih etmelidir…

“Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah’ı teşbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur.”(Rum, 30:17-18);

“O’nu sabah-akşam teşbih edin!”(Ahzab, 33:42)

Allah ’ı anıp zikreden vefalı kulların arasına girmek, hem bize düşen görevlerden hem de yapılabilecek en güzel İşlerden biri olacaktır:

“Bizim ayetlerimize o kimseler İnanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve Hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamd ile teşbih ederler.”(Secde,32:15)

Allah (c.c), Adil-I Mutlaktır.

Ebced değeri ve zikir miktarı (66),

Zikir saati Güneştir. Güneş saati Pazardır.

Yalnızca “Allah”demek, zikrin nezaketine uymadıği için Ona çağırma, seslenme, yardım isteme eki olarak nida harfi olan “Yâ: Ey”eklenerek “Yâ Allah” şeklinde zikredilmelidir.

Peygamberimiz (s.a.v) zaman zaman Allah ismi ile dua yapardı. Ama daha çok duasına “Allahümme “ veya “ Ya Rabbi “ ile başlardı. Hadis kitaplarının dua ve zikir bölümleri “Allahümme “ ile başlayan dualarla doludur.

Peygamberimiz (s.a.v) tam bir anlamı olan cümlelerle zikir yapmıştır.” Lâ ilahe illallah”, “Sübhânallah”, “Elhamdulillah”, “Allahu ekber”,”Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh”,”Estağfirullah” gibi zikir çeşitleri kaynaklarda sık sık geçmektedir.

Yeryüzünde Allah Allah denildikçe kıyamet kopmaz. Müslim, İman;234, Tirmizi, Fiten; 35.

Yeryüzünde Lâ ilâhe illallah denildikçe kıyamet kopmaz.Hakim el-Müstedrek 8590.

Peygamberimiz (s.a.v) sıkıntılı olduğu durumlarda Allah ismi ile şöyle dua ederdi :

” Allah” a sığınırım Allah‟a. O‟na hiçbir şeyi ortak koşmam. Ebû Davud, 1525.

Hz. Ali‟den rivayet edilen, unutma anında okunması gereken duada Peygamberimiz (s.a.v) Allah adı ile başlayarak şöyle dua ediyor:

“Ey Allah! Ey Rahmân! Celâlin ve cemâlinin nuru hakkı için senden kitabını bana öğrettiğin gibi hafızamda tutmamı ve razı olduğun şekilde okumamı nasip etmeni istiyorum. Ey Allah! Ey Rahmân! Senden kitabınla gözlerimi aydınlatmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimden üzüntüyü gidermeni, göğsümü ferahlandırmanı ve bedenimi yıkamanı diliyorum. Zira hakkı bulmakta ancak Sen yardımcı olursun, onu bana ancak Sen verirsin. Güç, kuvvet ve hareket ancak Allah iledir.”  Tirmizi, c. 6, Hadis No: 3803

Peygamber (s.a.v) bir gün mescide girmişti. Namazını bitirmek üzere iken teşehhütte selamdan önce şöyle dua eden bir adam gördü:

“Allahım! Ey Allah! Sen birsin, teksin, Samed olan, doğurmayan, doğurulmayan Sensin. Hiçbir eşi ve benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı istiyorum. şüphesiz ki Sen çok bağışlayan ve çok acıyansın.”

Rasulullah (s.a.v): “Bu adam üç kere bağışlandı” buyurdu.  Ebû Davud, Salat: 358

Ebced değerinin 66 olmasının bazı hatırlattığı şeyler var. Mesela: Öteden beri İslam nişanı olarak gelen “Hilal” kelimesi ile Arapça yazıldığı takdirde aynı harflerle yazılan “Lale” de 66 Ebcedî değere sahiptirler.

Halk arasındaki “işi 66’ya bağlamak” tabiri de galiba işini Allah’a havale etmek, yani işin kolayını buldun veya sağlam yere sırtını dayadın anlamında kullanılmış olsa gerektir. Çünkü OsmanlI Devletinde bu tür şeylerle meşgul olan şair ve edebiyatçılarda ebced ve Cifir ile uğraşıp tarih düşürme ve tevafuklarla iş görme meşhur olmuştur.

Havas kitaplarında Lafza-i Celal’in bir sürü faydaları ve özellikleri sayılmıştır. Bunların birçoğu da tecrübelere dayalı olarak nakledilmiştir. Bir kısmını özetle nakletmek istiyoruz:

1. İmam-ı Gazali’ye göre, Cuma günü 1000 (bin) kere “Allah” ismini zikreden kimse, evliyalar arasına girer.

2. Cuma günü, Cuma namazından önce 100 (yüz) kere “Allah” diyen kimsenin istediği şey yerine gelir denilmiştir.

3. Her gün bin defa bu şerefli ismi zikreden kimse, manen terakki eder ve selim bir kalbe ulaşır.

4. Yüce Allah’ın bu cami (toplayıcı) ve şerefli ismi bir hastaya 200 (iki yüz) kere okunsa, hastanın eceli gelmemişse şifaya kavuşur denilmiştir.

5. Her kim, bu yüce ismin zikriyle meşgul olursa, kalbinden Allah sevgisinden başka her şey İlahî tecelliler ve nurlar dolar. İnsan, cin, hayvan gibi hiçbir şerli ve zararlı varlık kendisine zarar veremez,

6. Lafza-i Celal ile devamlı olarak Allah’ı zikreden kişi ululuk, azamet ve mehabet (saygı) kazanır. Herkes ona sevgi, saygı duyar, hürmet ve ikram eder; önemli v dinlenip tutulan kimselerden olur.

7. Zikir saati olan güneşin doğduğu sıralarda bu kıymetli bir cisim üzerine yazıp üzerinde taşıyan kişi şeytanın şerrinden korunur ve kurtulur.

8. Allah ismini yazıp üzerinde taşıyan ve aynı zamanda miktarınca zikreden kimse, çok soğuk havalarda bile soğuktan müteessir olmaz.

9. Bir kimse, üç, beş veya yedi gün oruç tutar, bu şiire içinde et, süt vs. gibi hayvani gıda yemez, soğan, sarımsak gibi kokulu şeylerden de uzak durursa… Bu maksatla az yer, az uyur ve az konuşup riyazet yaparsa… Sonrada gece yarısından sonra kalkıp ihlas ve içtenlikle iki rekat namaz kıldıktan sonra 66 defa Lafza-i Celali okursa, Cenab-ı Hak, o kişiye bir melek tayin eder. O kişinin bütün hayırlı işlerine o melek aracılığı ile yon verir ve her türlü kötülüklerden de yine o melek vasıtasıyla koruyacağı bildirilmiştir

10. Samimi ve ihlâslı bir kişi, İsmi Azam olan Lafza’ Celali bir kağıt üzerine yazıp cenaze üzerine koyarsa, o cenaze kabir azabından kurtulur denilmiştir.

11. Temiz bir kağıda misk ve safran ile yazıp üzerin î taşıyan kişi, daima koruma altında olur ve yüce Allah onu kötülüklerden korur. Bu kişi amir ve idarecilerin yanına gitse hürmet ve ilgi görür, onlardan gelecek kötülük ve şerlerden kurtulur, düşmanlarına galip gelir.

12. Bir kimse, Cuma günü oruçlu olarak öğle saatinde gümüş bir yüzük üzerine Lafza-i Celali yazıp sağ yüzük parmağında taşısa, her gittiği yerde sevgi ve met görür, ihtiyacı varsa yerine getirilir, maksadına ulaşır.

13. Yüzük sol elinin yüzük parmağında olarak savaşa katılsa kazanır, mahkemeye gitse haklı olduğu anlaşılır, Allah’ın izniyle davayı kazanır ve temize çıkar.

14. Harap olmuş bir yere konulursa, oraya rahmet ve bereket yağar, mamur ve ihya olur.

15. Bu yüzüğü evlenmek isteyen dul bir kadın veya bakire bir kız parmağında taşısa kısa zamanda kısmeti çıkar evlenir.

16. Bir şeylerden korkan kimse, bu yüzüğü parmağında taşısa korkularından kurtulur ve korktuğu şeylerden emin yani güvende olur, zarar görmez.

17. Hastalıklardan kurtulup şifa bulmak için temiz bir kâsenin içine 66 defa Lafza-i Celali yazıp yağmur veya memba (kaynak) suyu ile bozarak hastaya içirilirse, hastanın eceli gelmemişse Allah’ın izniyle şifa bulur.

18. Cin musallat olmuş bir kimseyi, ondan kurtarmak için, parmaklarına Lafza-i Celalin harfleri yazılırsa, cin oraya hapsedilmiş olur ve musallat olduğu kişi de onun zararından kurtulur.

19. Cin yoluyla saraya tutulup bayılan kimseye, Lafza-i Celal harfleri beyaz bir bez üzerine kesik harflerle yazılır ve bir kenarı yakılarak koklatılırsa saralı ayılır ve cin yanarak, hasta kurtulmuş olur.

20. Kendisine cin musallat olmuş, saraya veya kara sevdaya tutulmuş, melankolik halleri olan bir kimseye İsmi-i Azam dairesi yazılıp üzerinde taşırsa, bu tür dertlerden ve belalardan kurtulur…

21. Birçok İslam âlimi, evliya ve şeyh, Allah isminin, “İsmi A’zam” olduğunu söyledikleri nakledilmektedir. Bu yüce ismin zikrine devam eden kimse, manen durmadan yükselir ve maneviyat âleminin doruğuna erişir. Ne geri kalma, ne de olduğu gibi durup yerinde sayma söz konusu olmaz.

22. Bir hastaya 200 (iki yüz) kere “Lâ ilâhe illâllah okunsa, eceli gelmemişse şifa bulur denilmiştir.

23. Her namazdan sonra 100 (yüz) kere Kelime-i Tevhidi: “Lâ İlâhe İllallah” okuyan kimse, gaflet, unutkanlık ve kalp kasvetinden kurtulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.